İşyeri hekimi bulundurma şartları, tehlike sınıfı, çalışan sayısı ve sağlık gözetimine göre nasıl uygulanır? İşveren için pratik rehber ve kontrol listesi.
Tarih: 16/09/2026
Bir çalışanın işe giriş muayenesi yapılmadan sahaya çıkması, yalnızca eksik bir evrak anlamına gelmez. Çalışanın mevcut sağlık durumunun yaptığı işle uyumunun değerlendirilmemesi; iş kazası, meslek hastalığı, işe devamsızlık ve denetim riski açısından doğrudan bir boşluk yaratır. Bu nedenle işyeri hekimi bulundurma şartları, işverenler için yalnızca sözleşme yapılacak bir hizmet kalemi değil; sağlık gözetiminin sahada karşılığı olan temel bir İSG yükümlülüğüdür.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde işyeri hekimi görevlendirilmesi esastır. Uygulama, işyerinin tehlike sınıfına, çalışan sayısına, faaliyet yapısına ve sağlık risklerine göre planlanır. Kritik nokta şudur: İşyeri hekimi bulundurmak, hekimin adını bir evraka yazdırmak değildir. Görevlendirmenin İSG-Katip üzerinden yapılması, gerekli sürelerin planlanması, sağlık gözetiminin yürütülmesi ve kayıtların izlenebilir şekilde tutulması gerekir.
1 Ocak 2025 itibarıyla, çalışan sayısı ve tehlike sınıfından bağımsız olarak tüm işyerleri iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alma yükümlülüğü kapsamındadır. Dolayısıyla az tehlikeli sınıfta yer alan, 50’den az çalışanı bulunan küçük işletmeler de bu çerçevenin dışında değildir.
Bununla birlikte, 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için mevzuatta sınırlı bir uygulama imkânı vardır. İşveren veya işveren vekili, Bakanlık tarafından ilan edilen eğitimi tamamlaması koşuluyla bazı İSG hizmetlerini kendisi yürütebilir. Ancak işe giriş ve periyodik muayeneler ile sağlık gözetimi kapsamındaki tıbbi değerlendirmeler bu istisnanın içinde değerlendirilmez. Bu işlemler, yetkili işyeri hekimi tarafından yürütülmelidir.
Bu ayrım özellikle küçük işletmeler açısından önem taşır. Eğitim alınmış olması, çalışanların sağlık muayenelerinin hekim olmadan yapılabileceği anlamına gelmez. İşverenin sorumluluğu, uygun nitelikteki sağlık hizmetinin planlanmasını ve belgelenmesini sağlamaktır.
Görevlendirme planı hazırlanırken tek ölçüt çalışan sayısı değildir. İşyerinin NACE koduna bağlı tehlike sınıfı, yapılan işin niteliği, vardiyalı çalışma düzeni, kimyasal veya fiziksel etkenler, saha operasyonları ve çalışan profilindeki değişkenlik birlikte değerlendirilmelidir.
Az tehlikeli bir ofis ile aynı çalışan sayısına sahip üretim tesisi aynı sağlık gözetimi ihtiyacına sahip olmayabilir. Gürültü, toz, kaynak dumanı, solvent, yüksekte çalışma, ağır kaldırma veya araç kullanımı bulunan işyerlerinde hekim planlaması daha dikkatli yapılmalıdır. Mevzuatın asgari süreleri başlangıç noktasıdır; gerçek risklerin gerektirdiği ilave çalışmalar ise işyerine özgü olarak belirlenir.
İşyeri hekiminin aylık çalışma süresi, tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre hesaplanır. Genel uygulamada çalışan başına ayrılması gereken asgari aylık süre; az tehlikeli işyerlerinde 5 dakika, tehlikeli işyerlerinde 10 dakika ve çok tehlikeli işyerlerinde 15 dakikadır. Çalışan sayısı arttıkça toplam süre de artar. Tam zamanlı işyeri hekimi görevlendirme zorunluluğu; az tehlikeli işyerlerinde 2.000, tehlikeli işyerlerinde 1.000 ve çok tehlikeli işyerlerinde 750 çalışan eşiğinde başlar. Belirli çalışan eşiklerinin üzerinde ise tam süreli işyeri hekimi görevlendirilmesi gündeme gelir.
Bu hesap yalnızca bordroda görünen toplam çalışan sayısına göre mekanik biçimde yapılmamalıdır. Alt işveren çalışanları, aynı çalışma alanında bulunan ekipler, vardiya düzeni ve farklı lokasyonlardaki operasyonlar da hizmet organizasyonunu etkiler. Çok şubeli yapılarda her lokasyonun fiili çalışma koşullarını dikkate alan merkezi ama sahaya uyarlanmış bir plan gereklidir.
İşveren, işyeri hekimini doğrudan kendi bünyesinde görevlendirebilir veya yetkili bir Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminden hizmet alabilir. Seçim yapılırken yalnızca sözleşme maliyetine bakmak, ilerleyen dönemde kontrol edilemeyen bir İSG sürecine yol açabilir.
Doğrudan görevlendirme, büyük ve sürekli sağlık operasyonu bulunan işletmeler için uygun olabilir. Buna karşılık farklı lokasyonları olan, çalışan sirkülasyonu yüksek veya İSG süreçlerini merkezi biçimde takip etmek isteyen işletmelerde OSGB modeli koordinasyon avantajı sağlar. Burada belirleyici unsur, hekimin sahaya erişimi, hizmet süresinin gerçekten kullanılması, kayıt kalitesi ve işverene düzenli raporlama yapılmasıdır.
Görevlendirmenin yazılı sözleşme ve İSG-Katip işlemleriyle tamamlanması gerekir. Sistem kaydı olmadan fiilen verilen hizmetler, denetim ve sorumluluk süreçlerinde işvereni koruyan izlenebilir bir yapı oluşturmaz.
İşyeri hekiminin görevi, işe giriş raporu düzenlemekle sınırlı değildir. Hekim; işin çalışanın sağlığı üzerindeki etkisini değerlendirir, sağlık gözetimi programını oluşturur, meslek hastalığı şüphesi taşıyan bulguları izler ve gerekli yönlendirmeleri yapar. Ayrıca iş güvenliği uzmanı ile koordineli çalışarak risk değerlendirmesi, acil durum organizasyonu, eğitim planı ve saha gözlemlerine sağlık perspektifi kazandırır.
Uygulamada etkili bir işyeri hekimliği hizmeti şu başlıklarda görünür hale gelir:
Örneğin, sık tekrarlayan bel-boyun şikayetleri yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olarak ele alınmamalıdır. Elle taşıma, uygunsuz çalışma yüksekliği, tekrarlı hareket veya yetersiz mola düzeni gibi operasyonel nedenler incelenmelidir. Hekim bulgularının iş güvenliği uzmanı ve operasyon yönetimiyle buluşması, önleyici uygulamanın gerçek değerini oluşturur.
Denetimlerde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, muayenelerin yapılmış görünmesine rağmen kayıt zincirinin eksik olmasıdır. İşe giriş muayenesinin tarihi, görev tanımı, maruziyet bilgisi, gerekli tetkikler, periyodik kontrol planı ve çalışanın sağlık dosyası birbirini desteklemelidir.
Sağlık verileri özel nitelikli kişisel veri niteliğindedir. Bu nedenle insan kaynakları, işveren temsilcisi ve saha yöneticileri; çalışanın tıbbi detaylarına değil, çalışanın işe uygunluğuna ve gerekli çalışma kısıtlamalarına ilişkin değerlendirmeye erişmelidir. Gizlilik ile operasyonel güvenlik arasındaki bu denge doğru kurulmadığında hem kişisel veri hem de iş sağlığı açısından risk oluşur.
Periyodik muayene aralıkları, işyerinin tehlike sınıfı ve çalışanın maruziyet durumuna göre planlanır. Mevzuatta belirlenen üst süreler bulunsa da hekim, riskin niteliğine göre daha sık kontrol önerebilir. Solvent maruziyeti olan bir üretim çalışanı, gece vardiyasında görev alan personel veya kronik rahatsızlığı bulunan bir çalışan için standart takvim her zaman yeterli olmayabilir.
İşyeri hekimi görevlendirmesi başladıktan sonra işverenin rolü sona ermez. Hizmetin düzenli yürütülmesi için İSG kurulunun, insan kaynaklarının, operasyon sorumlularının ve hekim ile uzman ekibinin aynı plan üzerinden çalışması gerekir.
Öncelikle tehlike sınıfı ve çalışan sayısı güncel tutulmalıdır. Yeni şube açılması, vardiya eklenmesi, üretim hattının değişmesi, taşeron çalıştırılması veya çalışan sayısındaki artış; hizmet süresini ve sağlık gözetimi planını değiştirebilir. Bu değişikliklerin yalnızca yıl sonu değerlendirmesinde değil, gerçekleştiği anda ele alınması gerekir.
İkinci olarak, hekim ziyaretlerinin içeriği izlenmelidir. Yapılan çalışma; muayene, saha gözlemi, çalışan görüşmesi, kurul katılımı, risk değerlendirmesi katkısı ve öneri takibi gibi kayıtlarla görünür olmalıdır. Öneri defteri veya dijital takip sistemi üzerinden açılan aksiyonların sorumlusu ve tamamlanma durumu netleştiğinde süreç denetlenebilir hale gelir.
Son olarak, sağlık gözetimi ile diğer İSG süreçleri birbirinden koparılmamalıdır. Ortam ölçümleri, periyodik teknik kontroller, çalışan eğitimleri ve acil durum hazırlıkları, sağlık riskleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Gürültü ölçümü yapılıp odyometri planlanmıyorsa ya da kimyasal envanteri güncel değilken çalışan muayenesi yürütülüyorsa sistemde boşluk oluşur.
Özden OSGB yaklaşımında işyeri hekimliği; muayene gününden ibaret görülmez. Sahadaki risklerin tespiti, sağlık gözetimi, dijital kayıt disiplini ve aksiyonların kapanışına kadar uzanan bütüncül bir İSG yönetimi olarak ele alınır.
İşyerinizde doğru soru, “İşyeri hekimi sözleşmemiz var mı?” olmamalıdır. Daha doğru soru şudur: “Çalışanlarımızın sağlık risklerini görüyor, kayıt altına alıyor ve alınan önlemlerin sonuçlarını düzenli olarak takip ediyor muyuz?” Bu soruya somut kayıtlar ve sahadaki uygulamalarla yanıt verebilen işletmeler, hem denetime hem de operasyonun beklenmedik risklerine daha hazırlıklı olur.